SEDAT PEKER


SEDAT PEKER

Rizeli bir aileden gelen ülkücü baba Sedat Peker, 1970 yılında Sakarya'da doğdu. 'Köroğlu' lakaplı Peker, Almanya'da büyüdü. Peker'in adı ilk olarak 'uyuşturucuyla mücadele eden baba' olarak duyuldu, daha sonra Susurluk Raporu'nda geçti.

Peker'in organizasyonunda işadamlarından tehditle para topladıkları, zorla tahsilat yaptıkları ve işyeri kurşunladıkları belirlenen, aralarında açığa alınan bir astsubayın da bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı.

Peker, Barmen Oğuz Atak'ın sırtında 'Allah' dövmesi bulunduğu gerekçesiyle öldürülmesi olayına karıştığı gerekçesiyle uzun süre arandı. Polisin Atak'ın öldürülmesini azmettirmek ve çete olaylarına karışmaktan aradığı Peker, oğlunun doğumunda kendilerini ziyaret eden, çiçek ve telgraf gönderen dostlarına teşekkür için gazetelere verdiği ilanlarda eşiyle birlikte görüldü.

1997'de Rize'de kaçakçı Abdullah Topçu'yu öldürmek suçundan savcı karşısına çıkan ve serbest bırakılan Peker'in iki adamı, aynı davadan müebbet hapse mahkum oldu. Peker gibi ağabeyi Vedat Peker de bir işadamına silah zoruyla senet imzalatmaktan gözaltına alındı. Peker'in talimatıyla çete oluşturdukları iddiasıyla yargılanan dokuz sanıktan dördü tahliye edildi.

Tehditle tahsilat yapmak, zorla alıkoymak, adam öldürmeye azmettirmek ve benzeri suçlardan yedi ay boyunca aranan Peker, teslim olacağını bildirerek 19 Ağustos 1998'de Romanya'dan Türkiye'ye getirildi. İstihbarat birimlerinin çalışmaları sonucunda, Peker'in, adı gizlenen bir Antalya milletvekiliyle doğrudan bağlantısı olduğu saptandı.

Peker, tutuklu bulunduğu sürede Bayrampaşa Cezaevi'nde krallar gibi yaşadı. Rokfor peyniri başta olmak üzere birçok lüks yiyeceği koğuşuna getirten Peker'in cezaevine soktuğu eşyalar arasında kokoreç makinesi da vardı. Kaldığı 50 kişilik koğuşun tabanını halıfleksle kaplatan, duvarlarını boyatan Peker, tuvaletlerin kırılıp yapılmasını istedi ve bunun için gerekli malzemeyi sağladı. Cezaevinde yüz koyun kestirip tutuklu ve hükümlülere dağıtan Peker, çanak anten, video, CINE 5 dekoderi, ekmek kızartma makinesi ve dikiş makinesi gibi isteklerine ise cezaevi yönetimi tarafından izin verilmedi.

İstanbul DGM Savcılığı, Ekim 1998'de Peker ve adamları hakkında 7.5 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Bu davadan yargılandığı sırada duruşmada ilginç açıklamalar yapan Peker, 'Eski bir milletvekili bana mesaj göndererek, 'Mahkemede fazla artistlik yapmasın' dedi. Her şeyi size anlatmak istiyorum çünkü ben bunları anlatmazsam şüpheli bir şekilde intihar edebilirim' dedi. Peker, 12 sanıkla birlikte çete oluşturmak suçundan yargılandığı davada, 24 Mayıs 1999'da tahliye edildi. Sekiz ay 29 gün cezaevinde bulunun Peker, 'sanal bir çete yaratıldığını' ileri sürdü.

Tahliye edildikten sonra basına açıklama yapan Peker, MHP'li olmadığını söyleyerek, siyasi görüşünün pantürkist - turanist olduğunu belirtti. Tahliye edildikten sonra basına demeçler veren Peker, özel yaşantısıyla ilgili açıklamalar yaptı. Çok mutlu bir evliliği olduğunu söyleyen Peker, 'Ben kadını tanrı misafiri olarak kabul ediyorum. Annesini, babasını, her şeyini bırakarak size geliyor, sizin onu korumanız gerekiyor. Anne babasının sevgisini vermeniz gerekiyor. Gayet düzgün bizim yaşantımız. Herkes eşime soruyor, 'Seni dövüyor mu? ' diye. Eşim gülerek anlatıyor, 'Yok, dövmüyor' diye' dedi

 .

ÜNLÜLERLE TELEFON GÖRÜŞMELERİ

SEDAT PEKER

Stelyo Pipis: Ebru, Seda, İzel kimi emredersen...

(14 Mart 2004 - Saat: 16.12)
Sedat Peker: Merhaba kardeşim.
Stelyo Pipis: Canım reisim.
SP: Allah razı olsun canım kardeşim. Teşekkür ederim sana.
Stelyo: En güzel mutluluklar senin olsun reisim.
SP: Allah razı olsun.
Stelyo: Dün kulaklarını çınlattık Metin Şentürk'le.
SP: Metin aslan yaa...
Stelyo: Metin'i buraya programa getirdim. Böyle hoş insan hayatımda görmedim. O adamı bir alın, bir konuşun bu kadar mutluluk veren, huzur veren bir adam olamaz.
SP: Kesinlikle.
Stelyo: Nasılsınız reisim?
SP: Teşekkür ederim Stelyo, senden bir ricam var.
Stelyo: Emriniz olur reisim, emredin.
SP: Estağfurullah abicim. Bizim Ömer Abi var çok sevdiğim. Bulgaristan Sheraton Oteli'nin gazinosunun hissedarı. Ayın üçünde bir açılış değil de, böyle yeniden yani..
Stelyo: Gala.
SP: Yaz geliyor ya, bura hareketleniyor. Ben Hande'yi uygun gördüm. Ayın üçü cumartesine geliyor, onu şimdiden bir çekelim.
Stelyo: Reisim, Hande biraz şaşırmış vaziyette. Şöyle bir yerlere kaptırdı kendini o. Malum anlarsınız.
SP: Anlayamadım.
Stelyo: Bir yerlere kaptırdı, kendini bir şeylere. İşe falan gitmiyor. Unutuyor yani fenalaşıyor. Dün hatta muhabbeti oldu. Almanya'da bir konseri oldu, gece çıkmadı konsere falan.
SP: Peki Ebru nasıl olur? Olmazsa ben Ebru'yla görüşürüm.
Stelyo: Ebru da olur, Seda da olur. İzel olur. Kimi emrederseniz olur.
SP: Sence?
Stelyo: Oraya aslında Mehmet Ali'yi de koyacaklar. Çünkü adam kumarbaz. Ruhu oynatır, neşe yapar yani. Bunu biraz da tanıtım için yapmıyorlar mı reisim?
SP: He he doğrudur. Abimiz ısrar edecektir ama ikramı ben yapacağım.
Stelyo: Emriniz olur reisim. Çok büyük para almayacak bunlar.
SP: Mesela?
Stelyo: Ebru 35 milyar alıyor. Mehmet Ali 12 bin dolar. Seda 22 bin dolar alıyor ama ona 20 bin deriz.
SP: Gene şey olur o, ut olur.
Stelyo: Peki şöyle yapalım. İzel'le Mehmet Ali'yi götürelim, 20 bin dolar verelim.
SP: Mehmet Ali hareket mi getirir diyorsun?
Stelyo: Tabii reisim. Neşelidir, uçurur orayı. Kumarhane herifi, kumarbaz adam. İzel'in de sahnesi çok iyi. Hem çok iyi bir kız, istediğimiz fiyata gider. Deriz ki, "Bu fiyata gideceksin" gider.
SP: Ben seni ararım o zaman.
Stelyo: Ebru'ya da rica ederiz, ucuza gider.
SP: Ebru'nun zaten bana karşı büyük saygı ve sevgisi var yani.
Stelyo: Biz öyle büyük işlere girmeyelim reisim ya. Ucuz, bize kim yarayacaksa... Mehmet Ali'ye deriz, bize kıyak yapar. Emel Müftüoğlu bizim adamımız, ona deriz 5 bin dolara. İkisini göndeririz. Emel de zaten biliyorsunuz kumar manyağı.
SP: Kaşar.
Stelyo: İkisi de kaşar bunların. Tam uyacak insanlar. 20-25 bin dolar verip 2 götüreceğimize, 20 kâğıt verip 2 kişi götüreceğiz.


Oktay Kaynarca: Ellerinizden öper, saygılar sunarım abi

(24 Şubat 2004 - Saat: 14.45)
Sedat Peker: Alo.
Oktay Kaynarca: Emredin abi.
SP: Oktay, merhaba oğlum ne yapıyorsun?
OK: Teşekkür ederim abi, ellerinden öperim. Sağlığınıza duacıyım abi. Siz nasılsınız?
SP: İyi, daha iyi olmaya çalışıyoruz. "Peynirci" bir arkadaşın vardı, ne yapıyor o?
OK: Çalışıyor abi.
SP: İşleri nasıl?
OK: İşleri iyi abi. Şimdilik yurtdışına mal vermekten korkuyormuş, kendini beklemeye aldı. 2 yerde dükkân açtı zincir yapmaya çalışıyormuş.
SP: Türkiye içinde vermiyor mu?
OK: Veriyor abi. Bazı marketlerle çalışıyor, büyük yerlerde marketlerle çalışmak için yanına varıyorduk abi.
SP: Anladım. Bu kanalları yaparsak, ne olacaktı?
OK: Onun teklifi yarı yarıyaydı abi.
SP: Yani sadece o hipermarketler mi yarı yarıya yoksa tüm yapacağımız işler mi yarı yarıya?
OK: Bizim bağlantımızdan ne satılırsa abi. Çıkan mal harici, vergi harici ne kalıyorsa ortaya fifti fifti...
SP: Bizim bağlantımız da değil. Oğlum bunun 20 tane kitabı var ya. O yerlerde mallar satılmaya başlayınca başka yerlerden de sipariş gelecek.
OK: İstersen kendisiyle görüş müsaitsen abi.
SP: Avrupa'nın 7 büyük kentindeki alışveriş merkezlerine sahip Türk benim arkadaşım. Diyelim ona mal vereceğiz. Ondan sonra öbürü görecek, herkes talip olacak. O zaman daha çok talep olunca gerisi kendinde... O olmaz.
OK: Evet abicim.
SP: Ciddi bir ortaklık yaparsa yaparız.
OK: Bu arkadaşın kendi markası, soyismi Deniz. Markasını kurduktan sonra bizimle bağlantıya geçer. Eğer olursa zaten dünya standartlarında bir marka olur. Ona göre bir teklif yapılır abi.
SP: Bizim mantığımızı söylersin. Kalanı da yüzde 50 alıyor. Fabrikalarda girdisi çıktısı. Çünkü bizim açacağımız yollarla üretimi daha çok artacak, daha büyük marka olacak. Dünyanın her yerinden talep gelecek. Ondan biz nasihat mi alacağız? "Her şeye ortağız, zarara da, kâra da" diyorsa biz ortak oluruz.
OK: Tamam abi. Ben kendisiyle konuşur, size dönerim. Abi ben bir şey söyleyebilir miyim?
SP: Söyle kardeşim.
OK: Dünkü Posta gazetesini okudunuz mu? Orda "Herkes uçağa binecek" diye büyük bir başlık atmışlar. Altına da bir uçak resmi koymuşlar...
SP: Hı hı okudum.
OK: Projeye gizli gizli girip çalmaya çalışıyorlar.
SP: Tamam oğlum hayırlısı olur! Tamam!
OK: Ellerinizden öper, saygılar sunarım abicim. Allah korusun abicim.
SP: Sağ ol.


Küçük Onur: Ben getiriyorum beğenmiyorsunuz

(19 Nisan 2004 - Saat: 16.12)
Sedat Peker: Alo.
Onur Sarıkaya (Küçük Onur): Selamünaleyküm babacığım. Nasılsın?
SP: Aleykümselam ulan sahtekâr, dolandırıcı p...... Ulan, "Görev ver babacığım." Bu muydu lan, bu mudur?
Onur: Ben ne yapayım babacığım. Ben tutuyorum, getiriyorum beğenmiyorsunuz, gönderiyorsunuz...
SP: Eşoğlueşek sen de Discovery Chanell niye seyrediyorsun?
Onur: Aşk olsun babacığım.
SP: Devamlı o tip kanalları seyredince, hayvanlar âlemine karşı ilgi duyuyorsun. Onların hemcinslerini bulup getiriyorsun yavşak. Benim öyle bir dürtüm yok.
Onur: Allah korusun babacığım.
SP: O Sezai ne diyo? ... bile daha iyi diyo ya, seni dolandırıcı.
Onur: Aynı meslekte olduğumuz için işime taş koydu.
SP: Aynı meslekte olduğun için işine taş koymuyolar oğlum. Başarısız köpek.
...
Onur: Bir emriniz var mı babacığım?
SP: Gözlerinden öpüyorum dolandırıcı köpek...


Güler Kömürcü: Sedat, ben seni çok sevdim

(12 Mart 2004 - Saat: 00.52)
Sedat Peker: Güler merhaba.
Güler Kömürcü: Milli Piyango gibi oldun ha.
SP: Niye?
GK: Şanslı kişiye çıkıyorsun?
SP: Allah razı olsun. Ne yapıyorsun?
GK: Sedat, sana 3 şey söyleyebilir miyim?
SP: Buyur söyle.
GK: Birincisi, salonda seni özledim.
SP: Allah razı olsun.
GK: İkincisi, seni çok seviyorum iyi ki varsın.
SP: Allah razı olsun.
GK: Üçüncüsü, hep var ol inşallah.
SP: Allah razı olsun Güler, Allah razı olsun. Ne yapıyorsun başka?
GK: Yalnız Sedatçığım. Böyle Teşvikiye imamı gibi konuşmana gerek yok.
SP: İbrahim Sadri'nin yeni şiir kasedini dinliyorum, ondan etkilendim herhalde.
GK: Bana gönder, paylaş...
SP: Bulunmayan bir şey olsa paylaşayım da, her yerde var.
GK: Sedat ne olur yapma, mesele bulunup bulunmaması değil ki, paylaşmak.
SP: Güler, daha yeni dinledim.
GK: Tamam peki öfff. Kendimi suçlu hissettiriyorsun, yine yanlış bir şey mi söyledim, diye.
SP: Yav ben düşmüşüm neyin derdine Güler, aahhh...
GK: Canım şeyi seyrettim, onu paylaşmak için seni otuz kere aradım telefon sapığın olarak. İsa'nın filmi var ya meşhur.
SP: Nerde seyrettin?
GK: Evde DVD'de. Sonra bütün Yahudi arkadaşlarımı aradım, "Bize gelir misiniz, sizi paslı çiviyle çarmıha gereceğim" diye.
SP: Yahudileri fena bayılttı bu film ama.
GK: Felaket. Sen yazılarımı okumuyorsun. Bir şey isteyebilir miyim hayatım?
SP: Buyur söyle.
GK: Ankara'ya gideceğim sabah 10 uçağıyla, akşam 6 uçağıyla döneceğim. Yarınki yazımı okursan seninle paylaşmak istiyorum.
SP: Okuyacağım Güler.
GK: Ondan sonra film çok güzeldi. Keşke sen de gelseydin Sedat ya. Allah aşkına ölümün olur musun? Ben seni salonda çok sevdim.
SP: Güleeer. Ben de.
GK: Söz veriyorum bu sefer daha söz veriyorum, daha fazla sıcak çay getireceğim.
SP: Allah razı olsun.
GK: Sedaaattt ya, içinden gelen başka bi kelime kullanır mısın?
SP: İçimden o geliyor.
GK: Sedat sesli düşünmek zorundayım. İstediğin her şeyi yapabilirsin. Kırmızı, sarı, yeşil boya kullanabilirsin. Sonuçta bir insanım feminenim ve başka kelimeler duymak istiyorum. Sen benim için soyadınla değil, isminle varsın. Böyle olunca başka kelimeleri de duyma ihtiyacım daha da artıyor.
...
GK: 220 kilometreyle kaçabiliyorsun.
SP: Ben bir şeyden kaçmıyorum.
GK: Şu anda başka cevap verme. Sen her şeyden kaçıyorsun.
SP: Yav Güler, neden kaçayım Allahını seversen ya. Yav Güler, sen öyle düşünüp mutlu oluyosan öyle düşün mutlu ol, ben bi şeyden kaçmıyom.
...
GK: Sedat.
SP: Efendim.
GK: Çok uzun yıl oldu ve ben seni salonda çok sevdim.
SP: Allah razı olsun Güler, inşallah nasip olur daha çok konuşuruz..
GK: İşte bunu demek istedim.

SEDAT PEKER

Sedat Peker’e ‘çete kurmaktan’ 14.5 yıl hapis

Peker savunmasında, “Vereceğiniz karar olumlu ya da olumsuz olsun, adaletinizden razıyım” dedi

31.01.2007
“Kelebek Operasyonu”nda yakalanan Sedat Peker’in de aralarında bulunduğu 109 sanığın yargılandığı çete davası karara bağlandı. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada savunmasını yapan Sedat Peker savunmasında, “Vereceğiniz karar olumlu ya da olumsuz olsun, adaletinizden razıyım” dedi.

Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, Sedat Peker’i suç örgütü kurarak yöneticisi olmak suçundan 14 yıl 5 ay 10 gün, şikayetçi Yusuf Altay’a karşı gaspa eksik teşebbüs suçundan 4 yıl 2 ay, Yusuf Altay’a karşı hürriyeti tahdit suçundan 3 yıl 4 ay, Arif Kandemir’e karşı hürriyeti tahdit suçundan 1 yıl 8 ay ve özel evrakta sahtecilik suçundan 10 ay hapis cezasına çarptırdı. Toplam 14 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası alan Peker’in diğer suçlardan beraatine karar verildi. Mahkeme Peker’in kardeşi Atilla Peker’in ise suç örgütüne üye olmak, Yusuf Altay’a karşı gaspa teşebbüs, Yusuf Altay’a karşı hürriyeti tahdit ve silah bulundurmak suçlarından toplam 9 yıl 4 ay 15 gün hapsini hükmetti. Avukat Şirin Berk “gaspa teşebbüsü azmettirmek ” ve “hürriyeti tahdit” suçlarından 5 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılırken, Avukat Çağatay Özdemir ve Hakkı Kurtuluş’un örgürt üyeliğinden aldığı 1’er yıl 15’er günlük hapis cezası da iyi halleri gözönüne alınarak ertelendi. Sedat Peker’in ağbeyi Vedat Peker “örgüte üye olmak” suçundan 1 yıl 15 gün hapis cezası alırken, 37 sanık ise beraat etti. Mahkeme Sedat ve Atilla Peker’in tutukluluk halinin devamına hükmetti.

“HEPİMİZ TÜRKÜZ” SLOGANI ATTILAR
Sedat Peker cezaevi aracına bindirilirken adliye önünde toplananlar “Seninle gurur duyuyoruz” diye bağırdı. Adliye önünden caddeye kadar cezaevi aracını takip eden grup, “Hepimiz Türk’üz”, “Reisimiz sensin”, “Reis çok yaşa” şeklindeki sloganları sürdürdü.



Sedat Peker’e ‘çete kurmaktan’ 14.5 yıl hapis

Peker savunmasında, “Vereceğiniz karar olumlu ya da olumsuz olsun, adaletinizden razıyım” dedi

31.01.2007
“Kelebek Operasyonu”nda yakalanan Sedat Peker’in de aralarında bulunduğu 109 sanığın yargılandığı çete davası karara bağlandı. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada savunmasını yapan Sedat Peker savunmasında, “Vereceğiniz karar olumlu ya da olumsuz olsun, adaletinizden razıyım” dedi.

Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, Sedat Peker’i suç örgütü kurarak yöneticisi olmak suçundan 14 yıl 5 ay 10 gün, şikayetçi Yusuf Altay’a karşı gaspa eksik teşebbüs suçundan 4 yıl 2 ay, Yusuf Altay’a karşı hürriyeti tahdit suçundan 3 yıl 4 ay, Arif Kandemir’e karşı hürriyeti tahdit suçundan 1 yıl 8 ay ve özel evrakta sahtecilik suçundan 10 ay hapis cezasına çarptırdı. Toplam 14 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası alan Peker’in diğer suçlardan beraatine karar verildi. Mahkeme Peker’in kardeşi Atilla Peker’in ise suç örgütüne üye olmak, Yusuf Altay’a karşı gaspa teşebbüs, Yusuf Altay’a karşı hürriyeti tahdit ve silah bulundurmak suçlarından toplam 9 yıl 4 ay 15 gün hapsini hükmetti. Avukat Şirin Berk “gaspa teşebbüsü azmettirmek ” ve “hürriyeti tahdit” suçlarından 5 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılırken, Avukat Çağatay Özdemir ve Hakkı Kurtuluş’un örgürt üyeliğinden aldığı 1’er yıl 15’er günlük hapis cezası da iyi halleri gözönüne alınarak ertelendi. Sedat Peker’in ağbeyi Vedat Peker “örgüte üye olmak” suçundan 1 yıl 15 gün hapis cezası alırken, 37 sanık ise beraat etti. Mahkeme Sedat ve Atilla Peker’in tutukluluk halinin devamına hükmetti.

“HEPİMİZ TÜRKÜZ” SLOGANI ATTILAR
Sedat Peker cezaevi aracına bindirilirken adliye önünde toplananlar “Seninle gurur duyuyoruz” diye bağırdı. Adliye önünden caddeye kadar cezaevi aracını takip eden grup, “Hepimiz Türk’üz”, “Reisimiz sensin”, “Reis çok yaşa” şeklindeki sloganları sürdürdü.
 .


SEDAT PEKER

Hapiste kral gibi

Yeraltı dünyasının ünlü ismi Sedat Peker, kaldığı Bayrampaşa Cezaevi'ni 5 yıldızlı otele çevirdi. Cezaevine 9 müzik seti, 4 çamaşır makinesi, 4 bulaşık makinesi, 6 buzdolabı ve 4 televizyon getirten Peker, çok sevdiği kokoreç için makine getirtmeyi de ihmal etmedi... Peker, cezaevi duvarları için de yağlı boya tablolar ısmarladı.
Bir dönem siyasi tutuklu ve hükümlülerin otorite tanımaz tutum ve eylemleriyle çalkalanan, yapılan her aramada cep telefonu, kesici ve delici aletlerin yakalanması rutin hale gelen Bayrampaşa Cezaevi bu kez yeraltı dünyasının ünlü ismi Sedat Peker'in akıllara durgunluk veren lüks yaşantısıyla gündeme geldi. Çetelere yönelik operasyonlar çerçevesinde aranırken Romanya'dan özel uçakla İstanbul'a gelip polise teslim olan Peker'in lüks yaşantısını konulduğu Bayrampaşa Cezaevi'ne aynen taşıdığı ortaya çıktı. 25 Ağustos 1998 günü İstanbul DGM'ce organize suç örgütü liderliğinden tutuklanarak cezaevine gönderilen Sedat Peker'in yattığı koğuşu, herhangi bir engelle karşılaşmaksızın getirdiği lüks eşya ve dekorasyon malzemeleriyle 5 yıldızlı otele çevirdiği öne sürüldü.
Peker'in cezaevine herhangi bir engelle karşılaşmaksızın getirttiği eşyalar arasında 9 müzik seti, 4 çamaşır makinesi, 4 bulaşık makinesi, 6 buzdolabı ve 4 televizyonu olduğu ifade edildi. Peker, koğuş duvarlarına asılmak üzere yağlıboya tablolar, 1 adet yaylı yatak, masa, sehpa ve tabure setleri, vazolar için yapma çiçekler, koğuşun tabanı için halıfleks, 6 kapılı elbise dolabı, birkaç top döşemelik kadife, dantel masa örtüleri, duvar saatleri, su arıtma cihazları ve dikiş aletleri de getirtti.
İddiaya göre bulunduğu bloktaki tuvaletlerin kırılıp yeniden yapılmasını isteyen Peker, bu amaçla tuvalet yapımında kullanılan malzemelerle fayansları ve özel tuvalet kokuları da aldırdı. Kaldığı D-2 koğuşunun duvarlarını yeniden boyatan Peker, çok miktarda boya ve astar maddesini de cezaevine soktu.
Peker'in cezaevine getirttiği eşyalar arasında en fazla dikkat çekeni, çok sevdiği öğrenilen kokoreçin makinesi oldu. Yemeklerine özen gösteren Peker'in mönüsünden ‘Rokfor’ peyniri de eksik olmadı. Yine bu süre içinde 100 adet koyunu cezaevine getirtip kestiren Sedat Peker'in etleri tutuklu ve hükümlülere dağıttığı bildirildi. Peker'in koğuşuna getirtmek isteyip başarılı olamadığı tek malzeme ise çanak anten oldu. Cezaevi yönetimi Peker'in bu istemini kabul etmedi.
İzin verilmeyen eşyalar arasında 2 adet video, 2 adet CINE 5 dekoderi, 1 adet ekmek kızartma makinesi ve 1 adet dikiş makinesinin yeraldığı ifade edildi. Peker'in aldığı prensip kararı gereği cezaevine girdiği tarihten bu yana ziyaretçi kabul etmediği sadece yakın adamı Mehmet Kurt ile görüştüğü kaydedildi. Cezaevine sokulan eşyaların da dikkat çekmemesi için kayıtlara Sedat Peker yerine Mehmet Kurt adına geçtiği öğrenildi.
Peker'in cezaevindeki lüks yaşantısı aktarılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ferzan Çitici, terör suçluları da dahil olmak üzere cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülere ihtiyaç duydukları malzemeyi cezaevine almalarına izin verildiğini söyledi. Başsavcı Çitici, ‘Peki bu kadar eşya ile cezaevinde lüks bir yaşam kurabilir mi?’ sorusuna, ‘‘Sedat Peker'in kaldığı koğuş, zaten 50 kişilik bir koğuş. Burada ne kadar lüks yaşanabilir ki? Ancak, yine de konuyu inceleyeceğiz’’ dedi


SEDAT PEKER

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !